Merhaba,

Benim için yoğun geçecek bir haftasonuna giriyorum. O yüzden bugün size bir kitap önerisinde bulunayım istedim..

Kitabı popüler olduğu için değil, Nazan Bekiroğlu’nun yazım şeklini sevdiğim için aldım. Nar Ağacını okuduktan sonra, bir romanı daha çıksın diye bekliyordum çünkü..

İtiraf etmeliyim ki, Nar Ağacı benim okuduğum ilk Nazar Bekiroğlu romanıdır..

Hep okumak istediğim Nun Masalları, Yusuf ile Züleyha vardı. Ama Nar Ağacı bambaşkaydı. Buraya yazmadığıma inanamıyorum..

Mücella

“Senin hayatının benim kağıdıma düşen yazısı bu…”

Mücellâ, genç Cumhuriyet’le yaşıt bir kızın, unutulmuş kumaşların, kokuların, alışkanlıkların, iğne oyalarının, kimi yarım kalmış kimi tamamlanmış aşkların, hayatı seyretmekle yaşamak arasında gelip giden kadınların romanı.

Mücella Nazan Bekiroğlu

Naftalin kokan bir kitap bu.. Hayır kokulu değil :) Ama okudukça burnunuza naftalin kokusu geliyor.. Hissediyorsunuz..

Ama..

Aslında yazarın kitabın sonunda da dediği gibi, başından sonu belli olan bir roman.. Ama ben hep bir acaba ile okudum. Nedense? Halbuki Mücella teyzenin romanı bu.. Onun hayatı.. Ama bir hayat bu kadar mı karamsar anlatılır? Bu kadar mı iç karartılır?

Tamam çok akıcıydı, Nazan Bekiroğlu’nun üslubu beni deldi geçti her seferinde. Bazı cümlelerin üzerini çizdim. Tekrar tekrar okudum..

Mücella Nazan Bekiroğlu

“Evlerin yekdeğerine eğildiği bu sokak arasında ille de turfanda patlıcan, biber kızartmasının, sarımsaklı cacığın gizlisi saklısı olmayan kokusu bir pencereden taşarak sokağı baştan sona dolaştı.” 

Mesela bu tasvir. Burnuma buram buram kızartma kokusu geldi.. Dolaştım Trabzon sokaklarında.. Kindinar yokuşunda gidip geldim.. Karayemişin altından geçtim de sokağa kavuştum..

Ama çok sıkıldım..

Neyyire hanım, tüm 50’li yıllarda yaşamış kadınlar gibi, otoriter, dediğim dedik. Öyleki odadaki büfenin yerini de, yerdeki halının yerini de değiştirmez, yıllarca öyle kalır. Her şey yerli yerinde.. Mücella’ya da çokça karışır bu yüzden..

İçimi karartan diğer bir noktada, idamlar Türkiye’sinde geçmiş olmasıydı tabii.. Araya sokuşturulmuş gibi. Can yakmak ister gibi.. Bana mı öyle geldi?

Tabi bunlar benim görüşüm.. Siz kitabı çok sevebilirsiniz de..

Lütfen ön yargı ile okumayın.

Ben Nazan Bekiroğlu okumaktan bıkmayacağım çünkü :) İçimi karartsa da, ağlatsa da yine de okurum, yazım uslubunu çok seviyorum ne yapayım :)

yazi