Dream House

Bond serisinden tanıdığımız Daniel Craig‘in başrolünde oynadığı bu filmi izlemeden önce hiç bir fikrim yoktu. Filmin hikayesi şekillendikçe kafamda ışıklar yanmaya başladı. Kendimi dedektif gibi hissettim. Sonuca ise inanamadım.. Konusundan çok bahsetmeyeceğim ama güzel bir kurguydu. Filmin afişi korku filmi gibi gözükse de aslında çok korkunç değil. Biraz dedektifçilik oynatıyor size o kadar.

Filmde ayrıca Halka filminden de tanıdığımız Naomi Watts oynuyor. Rachel Weisz‘i pek sevmesem de bu filmdeki rolunden dolayı (sanırım) biraz sempati duydum. Ne izlesem günlerine iyi gidecek bir film..

 

Ejderha Dövmeli Kız

Kitaptan sinemaya uyarlanan bir film daha.. İnatla kitabı okumadım, filminin çıkmasını bekledim. Nedense (isminden dolayı sanırım) fantastik bir kurguymuş gibi geldi hep. Ejderhadan dolayı da japon ezgileri  barındırdığını sandım. (Japon sinemasını da pek sevmem de..) Ama filmi izlediğimde çok fazla önyargıyla yaklaştığımı anladım. Nedense kitabı okuma hissi de uyandı. Filme aktarmadıkları bir şeyler olduğunu düşündüm. Sanki kitabı okursam o atlanan yerleri bulacakmışım gibi geliyor. Başrol kıza (Rooney Mara) hayran kalmamak elde değil. Milyon tane piercing içinde bile güzel görünüyordu. 10 üzerinden 9 verdim nedense. Ve farkettim ki Daniel Craig Bond serisi dışındaki filmlerde daha başarılı. En azından bence öyle..

 

Jane Eyre

Başrolundeki Mia Wasikowska çok sempatik bulduğum oyunculardan biri. Böyle kanınız ısınır her filmini izlemek istersiniz ya. İşte o oyunculardan. (Onlardan biri de Meg Ryan ve Amanda Seyfried‘dir benim için..) Her ne kadar Alice Harikalar Diyarında‘nın yeni versiyonunda çok soğuk bulsam da, o evimizin iyi kızı halleri beni benden alıyor :)

Jane Eyre’de bir roman kahramanı aslında. Jane Austen karakterleri gibi romantik. Gerçek aşkın peşinde koşan biri. Çok fazla konudan bahsetmek istemiyorum ama hem romantik hem de nostaljik bir film izleme modundaysanız mutlaka izleyin. Aşk ve Gurur neyse Jane Eyre’de benim için öyle artık.

 

Albert Nobbs

İçimi acıtan bir film oldu Albert Nobbs. Her hatırlayışımda acaba gerçek olabilir mi? dediğim.. Yine oyuncular arasında Mia Wasikowska ‘yı görüyoruz. Daha pek çok tanıdık yüz görmek mümkün.

Konudan biraz bahsedeceğim, okumak istemeyenler kapatsınlar:)

 

Hayatını kazanmak için erkek kılığına girmiş bir kadının hikayesi bu. Erkeklerin egemen olduğu bir dünyada kadın olarak kalmayı istemeyen bir “kadın” ve onun çektikleri. Onunla aynı kaderi paylaşan birini daha gördüğünde yaşadığı kısa süreli sevinç. Kandırılması ve tabi acı sonu.. Başrolün bir bayan olduğuna asla inanamayacaksınız..