Mavi Kış’ın Yazarı Ayşe Nur ile Söyleşi

Geçen hafta Mavi Kış’ın bitmesi ile hüzünlenmiştik🥺 O yüzden bu hafta Ayşe Nur ile bir şöyleşi yapalım istedim. Hem biraz onu tanıyalım hem de Mavi Kış hakkında merak ettiklerimizi öğrenelim.

Merhaba Ayşe Nur, Mavi Kış okurları için öncelikle seni biraz tanıyalım mı?

Aslında beni tanıyorsunuz, Mavi Kış’ın ilham kaynağı yaşadığım aşk hikayesi. Evet, Mavi Kış bir nebze benim hayatım. 

94 yılında İstanbul’da doğdum. Orada büyüdüm, 2018 yılında evlendim ve 9 ay önce Almanya’ya taşındım. 
Çokça kitapların içindeyim, asosyal bir hayatım var. Kalabalık ortamlardan uzak kalıyor, az ve öz insan seviyorum. 

Tipik bir Başak burcuyum ve düzenin dışında gelişen olaylara tahammül edemiyorum. 

Son olarak, bir çocuğum yok. Bana en çok sorulan soru, anne olup olmamam, buradan o soruyu da cevaplamış olayım. 

Herkes merak ediyor, Mavi Kış nasıl başladı? Yazmaya nasıl karar verdin?

Mavi Kış, dediğim gibi, kendi yaşadığım aşk hikayesinden ortaya çıktı. 

Almanya da yaşayan birine aşık olduğumda, -buna ben bile inanamamıştım-, engel olmaya çalışan bir takım kişiler oldu. Son ana kadar, hatta düğünden sonra dahi konuşmaya devam ettiler. 

Tıpkı hikayedeki gibi evlendikten sonra ayrı kaldık. Herkes neden gitmediğime kafa yoruyor, sanki Türkiye içinde başka şehre gitmemişim gibi davranıyordu. Kendi evim vardı, yalnız yaşıyordum ve arkadaşım olduğunu sandığım kişiler dahi hakkımda ileri geri konuşmaya başlamıştı. 

Kimi görsem, bana acıdığını dile getirmeden rahat edemiyordu. Halbuki acınacak halde ki ben değildim. 

Düğünden birkaç ay geçmiş ve ben hala yalnız hayatıma devam ederken, “hamile misin, bebek var mı?” soruları başladı. Ardından bir de, “Ay canııım, bebek olsa yalnız başına nasıl bakacaksın, kocan da yok,” gibi acımalarla devam etti. 

2019’un mart ayıydı, artık tüm bu laflar canıma tak ettirmişti. Bir gece evde, tek başıma otururken, “hakikaten hamile olsam, ne yaparım?” diye düşünmeye başladım. Bu soruyu o kadar çok düşündüm ki, boğulduğumu hissettim ve en sonunda en iyi yaptığım şeyi yaptım. Bilgisayarımı açtım ve yazmaya başladım. 

Yine Mavi Kış okurlarından gelen bir soru “Nasıl bir çocukluk yaşadın? Böyle öyküler yazabiliyorsun?”

Aslında çok güzel bir çocukluğum oldu. Büyük bir ailenin içinde, hayal dünyası kocaman ve aşırı meraklı bir çocukluktu benimki. Kafama taktığım şeyi öğrenmeden pes etmezdim, hırslı ve susmak bilmez, biraz da çıldırtıcı bir çocuktum. Gerçi hala aynı olduğumu söylerler. 

Çocukluğuma büyük saygım var ve hayallerini gerçekleştirmek için hırsla çabalıyorum. Bugünkü hayatımın %85i çocukluğumun hayallerine ait. 

Peki öykü bittiğinde neler hissettin? 

Her yazdığım öykünün ya da romanın sonunda, en yakın arkadaşımı yolcu etmiş gibi hissederim. 

 Mavi Kış da hislerim biraz farklı oldu, çünkü tür ve oluşum bakımından kalemimin ilk örneğiydi. En başta kuşkularım vardı. İyi yorumlar ala ala bugüne dek geldik. Yoksa çok daha kısa bir hikaye olacaktı. 

Biraz da yazarlık serüveninden bahsedelim, nasıl gidiyor? 

Henüz yolun başındayım. 9 yaşında yazmaya başladım, yazarlık için, daha iyi yazabilmek için durmadan çalıştım. Hala çalışmaya devam ediyorum.

İlk kitabım çıktığında henüz 19 yaşındaydım. Yaşadığım mutluluğu tarif bile edemem. Sonrasında kendimi tamamen eğitime verdim. Durmadan yazdım, hatta bir kitabı ondan fazla yazdığımı bilirim. O kitap eğitim sürecimin bir parçasıydı ve artık falanca sayfanın falanca satırını dahi ezbere biliyorum. 

Şu an görüştüğüm bir yayınevi ya da ufukta bir kitap yok. Elbette yazmakta olduğum bir roman var, fakat henüz yarısına bile gelmedim. Tür olarak, Mavi Kış da fark etmişsinizdir, fantastik türünü seviyorum ve zaten yazmaya başladığım hikaye, çıkardığım kitap, şu an yazmakta olduğum.. Hepsi fantastik türünde. 

Yazarken kendini kaptırıp o dünyanın içinde hissettiğin oluyor mu? (Şahsen ben yazılarını okurken içindeymiş gibi hissediyorum🙈)

Elbette, karakterlerimi önce kafamda oluşturuyor sonra kalbimde hissediyorum. Bir oyuncunun rolünün içine girmesi gibi bir şey, bizimkisi de. O dünyanın içine giremezsek, duygusuz bir düz yazıdan fazlasını veremeyiz. 

Yazılarında duyguların ile mi ilerliyorsun?

Bu değişiyor, duygunun yoğun olduğu yerler de tabii ki duygularım devreye giriyor ama uzun soluklu bir roman yazarken kontrolü kaybedebiliyorum. Kitap kendini yönetiyor. Mesela, duygusal açıdan baktığımda ölmesini istemediğim bir karakter, olay döngüsü içinde ölüveriyor. Garip gelecek ama buna ben karar veremiyorum. 

Yazarlık dışında fotoğrafa da ilgin olduğunu biliyoruz, Mavi Kış’ın fotoğrafları da senin ellerinden çıktı, peki yazmak mı yoksa fotoğraflamak mı seni daha iyi anlatıyor?

Fotoğraf tutkum da çocukluğumdan beri olan bir şey. Üç yıl önce İFSAK’a başvurarak eğitim almaya başladım. Bu yılın başında belgemi aldım. Ama bir kıyas yapmamız gerekirse, fotoğraf makinesinden uzak yaşarım ama yazmadan asla! 

Ayşe Nur gelecekte kendini nerede görüyor? 

Geleceği hangimiz görebilir ki? Mavi Kış’ın Eylül’ü kadar güçlü öngörülerim yok, ne yazık ki. 🤭

Yazmaya başladığım günden beri, kitaplarımın, yazdıklarımın her kitleye, her yere ulaşmasının hayaliyle yaşıyorum. Dilerim gelecek, bu hayalimin gerçekleştiği zaman dilimidir. 

Bize yeni öykü hakkında biraz ip ucu verir misin? 🙈

Ah, ne yazık ki, buna henüz karar veremedim. 🤭 Belki internette bir anket düzenler ve hep birlikte karar veririz. 

Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?

Mavi Kış da yaşanan her olay gerçek değil. Bizim aşk hikayemiz olduğunu fark eden birçok kişi, her bölümde beni soru yağmuruna tuttu. Gerçek ögeler, gerçeğinden ilham alınan kararterler elbette var, fakat genel yapısı kurgudan ibaret. Yani kendi hayatımın biyografisini yazmadım. Bunun yanı sıra tüm bir bölümün gerçeğinden alıntı olduğu birkaç bölümüm var. Bu bölümlere örnek vereyim:

Eylül’ün anneannesinin hayatını anlattığı, “Baş Rol” bölümü, baba tarafından dedesinin alzaymır hastalığı ve teyzenin ölümü..  

Aslında kıcasa, Eylül’ün ailesi, kendi ailemden alıntı. Ve buradan, hepsine teşekkür etmek istiyorum. Hem ailem oldukları, hem de onları yazmama izin verdikleri için. 

Öte yandan, finaldeki dört kadın. Hepsi gerçek kahramanlar. 

Son olarak, Mavi Kış’ı okuyan herkese çok teşekkür ediyorum. Umarım hepiniz severek okumuşsunuzdur. Yeni hikaye de görüşmek üzere. 

– “Mesafeler aşka engel mi?” Sorusunun en güzel cevabı değil miydi, Eylül ve Serhan? –

Bir Cevap Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Billur Şahin, Bibu Punch @bibu_punch

Bugün "Yetenekli Kadınlar" bölümünde sizlerle, inanılmaz güzel punch işleri yapan Billur hanımı tanıştıracağım. Kendisi ile instagram üzerinden tanıştım ve sağolsun...

Kapat