KİRAZ KEMİĞİ – BÖLÜM 29

-Sıla-

  Hayatımın yaptığım doğumla değişeceğini her zaman biliyordum. Bilmediğim şey bu değişimin hayatımı kötü yönde etkileyeceğiydi. Kendimi en güçlü olacak zannederken en aciz oluvermiştim. Nefret ve kötülük, içimden çıkan ikiz sıçanla tüm benliğime saldırmıştı. Bütün gücümü o ikisini yok etmek uğruna tüketebilir, doğum yapmadan önceki hayatıma dönmek için tüm varlığımı hiçe sayabilirdim.

 Çocukluğumun gördüğü tek şey dayaktan ibaretti. Bir insan olarak, korkunç bir eve doğmuştum. Babam annemi, ben öldüğünü sandığım ana dek döver sonra da bir köşede sızardı. Bazı geceler annem birkaç tokatla bayılınca, hıncını benden çıkarırdı. Ağzımdan ilk kan geldiğini gördüğümde dehşete düşmüştüm. Kaç yaşındaydım o vakitler? Üç bile yoktum belki. Yaşı kaç olursa olsun şiddet gören çocuklar bunu unutmaz. Bazıları babalarının yolunda gider, geleceğin canavarı olur. Bu genelde erkek çocuklarının izlediği yoldur. Kızlar annelerinin kaderini yaşar, çünkü başka türlüsünü bilmezler. Tokadı, tekmeyi, küfrü evliliğin birer parçası sanırlar.

 Ben o ilk kanı gördüğümde annem gibi olmamak için yemin ettim. Gerekirse bir canavar olacak, yine de bir adamın bana vurmasına izin vermeyecektim. Vermedim de. Babamdan başka hiç kimse bir daha bana elini kaldıramadı. Bana kalkan tüm elleri kırdım. Annem gibi olmadım. Ezilip, kabullenmedim.

 Babam annemi dövdüğünde ya da o iğrenç askerleri getirdiğinde, anneme üzülüp acırdım. O adamlar gelince, annem beni dolaba saklar ve gözlerimi kapatmamı isterdi. Ben gözlerimi hiç kapatmadım. O odada anneme yapılan her şeyi gördüm.

 Annemin nihayet babamı öldürdüğünü gördüğüm o an, dünyanın en mutlu çocuğuydum. Sonunda annem kendini korumuştu. Sonunda kendini ezdirmekten sıkılmıştı. Sonunda küçük kızını, canavar kocasından kurtarmıştı. O an annemle gurur duydum.

 Fakat anneme olan sevgim kısa süre sonra yerini iğrenmeye bıraktı.

 Ceramilia’ya ilk adımı attığımız ve Efsun’la tanıştığım o gece büyülenmiştim. Hiçbir şey düşünemeyecek kadar beynim bulanmıştı. Annemin ve benim gerçekte ne olduğumuza anlam verememiştim. Zaten o gece aklımdaki tek şey, babamın eve getirdiği askerlerin, her an bizi bulup öldüreceğiydi. Geceleri kabuslar görürdüm. Babam önde, askerler arkada Ceramilia’yı basıp yağmalıyor, hepimizi öldürüyorlardı.

 Ne olduğumuzu ve nerede olduğumuzu tam anlamıyla kavradıktan sonra kabuslarım yavaşça son buldu. Zaten Efsun beni özel eğitime almıştı. “Sen çok güçlü bir cadısın, Sıla,” derdi. Beni kendi eğitti. Her ders sonunda annemden biraz daha uzaklaştım.

 Madem bu kadar güçlüydük, madem birer cadıydık neden onu döven adamın karşısında ezilip, büzülüyordu? Neden hem kendinin hem de benim dayak yememe izin veriyordu? Gücüm arttıkça annemden iğrendim. O askerlere direnmediği için, babamın yaptığı her şeye boyun eğdiği ve bize cehennemi yaşattığı için ondan iğrendim. Günden güne koptum annemden. Zaten dersler her geçen sene ağırlaşıyordu. En güçlü olmak, tüm evrene hükmetmek istiyordum.

 Efsun, bir gün onun yerine geçeceğimi söylüyordu. Ama ben sadece Ceramilia’nın sahibi olmak istemiyordum. İnsanların da sahibi olacaktım. Babam gibi olanların hepsini öldürecek, nesilleri tamamen tükenene dek katliam yapacaktım. Ayrıca annem gibiler de yok olsun istiyordum. Küçük kızlarına el kaldıran tüm babaları, buna göz yuman tüm anneleri yok etmek istiyordum.

 Bir gün Efsun olacak, önce Ceramilia’ya sonra da dünyaya hükmedecektim. Babasının dövdüğü o küçük kız bir canavara dönüşmüştü.

 Efsun o kadar emindi ki yerini bana bırakacağına, bana söz hakkı bile vermişti. Hepsi ne dersem yapar, bazen istemeseler bile seslerini çıkaramazlardı. Bu sınırsız güç çıldırtıcı derecede beni ele geçirmişti. Tamamen Efsun olacağım günün hayaliyle yanıp tutuşuyordum.

“Bunun için bir insanla evlenip hamile kalmalısın,” demişti Efsun. “Kızın olduktan sonra güçlerin tamamen sana ait olacak. Ama bir cadı doğurmazsan yerimi sana bırakamam.”

 O halde bir cadı doğurmalıydım. Ama sıradan bir cadı olmasını istemedim. Madem bir adamla evlenmek zorundaydım, onu seçmeliydim.

 Annemin odasına giren askerler arasında sadece biri varlığımı anlamıştı. Bir anda yataktan kalkmış ve dolabı açarak benimle göz göze gelmişti. Korkudan titriyordum. O ise sırıtarak yüzümü okşadı. Midem bulandı! Babamın vurmasından bile daha kötüydü. Beni dolaptan çıkarıp sandalyeye oturttu ve yatağa döndü. Annem ne bir şey söyledi, ne de yaptı. Bense o adamın yüzünü ve adını unutmadım: Albert Blond. Madem evlenmem gerekiyordu, onun oğluna, babasının bana yaşattıklarını yaşatabilirdim.

 Sokakta tek arkadaşım vardı. Ailesi Yahudi’ydi. Albert’i annemin odasının dışında bir de arkadaşımın ailesini götürürken görmüştüm. Onların evini askerlere babam söylemişti.

 Ceramilia’nın dışına ilk çıkışımda intikam doluydum. Babamın öldüğünü bilmesem gidip öldürecek kadar öfkeliydim.

 Albert’in oğlu Frank’ı buldum. Onu kendime aşık ettim. Sonra da tam Efsun olacağım sanırken..

 Efsun doğurduğum ikizleri kucağına aldığında gözleri parladı. Daha önce hiç onlar kadar güzelini görmediği söyledi. Artacağını sandığım gücüm, doğumdan sonra azalmaya başladı. Efsun bana bakıp sadece, “Üzgünüm,” dedi. “Yanılmışım.”

 Onu keşke o sırada öldürseydim. Onun ve doğurduğum iki sıçanın işini oracıkta bitirmeliydim. Ama çok kalabalıklardı. Tüm cadılar benim yükselişimi görmek için gelmişti. Gördükleri alçalmam oldu. İçimdeki nefret volkan misali taşmıştı. O andan sonra artık gerçek bir canavardım.

 Doğurduğum cadı, Efsun’un koruma çemberine alındı. Büyücü serbestti. Frank, cadının adının adını Arya, büyücünün adını Coda koydu. Doğum için Ceramilia’ya giderken Frank’ı uzun bir uykuya yatırdım. Geldiğimde de hafızasına var olmayan doğum anısı ekledim. Sanki gece sancım tutmuş ve beni hastaneye götürmüştü. İkizleri ilk kucağına alışının anısını bile eklemiştim.

  Frank babam gibi değildi. Beni ve çocuklarını severdi. Belki içimde korkunç bir canavar olmasa ben de Frank’ı ve çocuklarımı sevebilirdim. Ama onlar yüzünden kaybettiğim Baş Cadı unvanı beni çılgına döndürüyordu. Hele bir de Arya’ya dokunamamak.. Onun geleceğin Efsun’u olacağını bilmek.. Tüm hıncımı Coda’dan çıkarıyordum.

 Onu mahzene indirir, öfkem geçene kadar döverdim. Ne de olsa o da bir erkekti. Frank’ın o yanını görmemiş olsam bile her erkeğin içinde bir canavar olduğunu bilirdim. Babam öyleydi, Frank’ın babası da… O iki iğrenç adamın torunu olan Coda, ne kadar iyi olabilirdi ki?

 Bazen Coda’nın yüzüne babamın, bazen Albert’in suratını koyardım. Gerçi Coda, aşırı derecede Albert’e benziyordu, büyüyle dedesinin yüzünü koymama gerek yoktu. Onların suratını görünce öfkem kat be kat artar ve intikamımı alırdım. Kaybettiğim Baş Cadılığı o an unuturdum. Bunu yapmak öyle büyük bir haz vermişti ki nihayetinde kara büyüye başvurdum.

 Efsun’dan gizli yaptığım ilk kara büyüyle babamı hayata geri getirdim. Gözlerinin içine baktım ve onu parça parça, tekrar tekrar öldürdüm. Sonra Albert’i kendi evinin mahzenine getirdim. Bir ölüyü hayata döndürmek yapılacak en kötü kara büyüydü. Kara büyü yapmanın cezası ölümdü. Ama kimse benim iki kara büyü yaptığımı öğrenmedi. O sıçanların niye Efsun’a, Albert’i söylemediğini hiçbir zaman anlamadım. Benim onlardan nefret ettiğim kadar onlar da benden nefret ediyor, niye beni şikayet etmediklerini anlamlandıramadım. Gerçi Coda, ona yaptığım işkenceye rağmen beni severdi. Arya bir an olsun bile sevgi duymadı, bana. Ama Coda farklıydı. Onu dövdükten sonra kollarıma alır ağlardım. Bu oğlumu kollarımın arasına aldığım tek andı. Dayak dışında tek yakın temasımdı. Sanırım o temaslar Coda’nın küçük kalbini anne sevgisiyle doldurmuştu.

 Arya ise tam bir şeytandı.

 Efsun, çocukları eğitim için Ceramilia’ya getirmemi emredince Albert’i ve Frank’ı öldürdüm. Zırlayan iki sıçanı Efsun’a teslim ettikten birkaç gün sonra yeni yemlerim için tekrar dünyaya çıktım. Beni Ceramilia’ya bağlayan hiçbir şey kalmamıştı. Orada kalıp diğer cadıların acıyan bakışlarına maruz kalmaktansa yüzlerce aile kurmayı tercih ettim.

-DEVAMI VAR…-

One thought on “KİRAZ KEMİĞİ – BÖLÜM 29

Bir Cevap Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
NADİDE HAYAT,

Aslında film 2015 yapımı. Ama nedense o dönem izlemeyip,kaçırmışım. Nadide Hayat Çağan Irmak yapımı Türk filmi. Filmin ana karakterleri Demet...

Kapat