Kiraz Kemiği, BÖLÜM 1

 -Aylin ve Sıla-

( Bir Önceki Bölümden : Korkudan titreyen çocuğunu kucağına aldı ve evden çıktı. Aylin ve kızı patlayan bombaların arasından gecenin karanlığına doğru süzüldü. )

  Aylin ve kızı ormanın içinde saatlerce yürüdü. Küçük kızın gücü tükendiğinde dahi durmadılar. Gerilerinde ölmüş bir adam ve İngiliz ordusu tarafından bombalanan bir şehir bırakmışlardı. Kaçıyorlardı ama polisten ya da adaletten değil. Kocasının da içinde olduğu Nazi Birliğinden kaçıyorlardı.. Ölü adam Naziler tarafından bulunduğu an Aylin’in ve kızının peşlerine düşmeleri kaçınılmazdı. Zaten kimse bir Nazi askerinin, Türk kadınıyla evli olmasına anlam veremiyordu. Evlilikleri sahteydi, bunu bilmiyorlardı.

“Anneciğim, çok yoruldum ve susadım.”

“Biraz daha sabret bir tanem, az kaldı.”

 Aylin güzel bir kadındı, sarıya çalan bir kumrallığı vardı. Kızı ise kocasının tenini almış, tam bir Alman sarısıydı.

  Gökyüzünün karanlığı kırılmaya başlamıştı ki, ağaçların gizlediği koca bir kayanın önünde durdular. Kadın kızının elini bırakarak eğildi. Kızının korku dolu gözlerinin içine bakarak, “Şimdi ben ne dersem yapacaksın, tamam mı?” dedi.

Küçük kız başını salladı.

“Gözlerini sıkıca yumacak, ellerini de kulaklarına kapatacaksın. Ben aç diyene kadar öyle kalmanı istiyorum, Sıla.”

“Korkuyorum, anneciğim.”

“Korkma, buralardan çok uzağa gideceğiz. Güvende olacağız ama önce dediğimi yapmalısın.”

Kız tekrardan başını salladı ve annesinin tarif ettiği gibi kulaklarıyla gözlerini kapattı.

 Aylin önce hafif şiş karnını ortaya çıkaracak şekilde kıyafetini sıvadı. Sonra çantasından bir bıçak ve tahta kaşık çıkardı. Kaşığın sapını dişleri arasına sıkıştırıp derin bir nefes aldı.

 Kızı gözlerini sıkı sıkıya yummuş, küçük ellerini kulaklarına kapatmıştı.

 Bıçağı, göbek deliğinin üç parmak aşağısında tutarak yavaşça bastırdı. Bıçak, sezaryen yarığı oluştururcasına teninde ilerlerken, dişleri tahta kaşığı kıracakmışçasına takırdıyordu. Aylin kendini ne kadar tutmaya çalıştıysa da dudakları arasından yükselen hırıltılara engel olamıyordu.

 Bıçak derine indikçe kadından çıkan hırıltılar, hayvani bir sese dönüştü. Küçük kız ellerini kulaklarına ne kadar bastırırsa bastırsın etrafına yayılan ürkücü sesi işitmeden edemiyordu. Gözlerini açıp bakmak istiyor ama neyle karşılaşacağını bilmediği için açamıyordu.

 Aylin’in elindeki bıçak toprağa düştü. Karnında kandan bir yarık oluşmuştu. Sol elini kestiği çizgi boyunca gezdirerek kana buladı ve kanlı elini kayaya koyarak, karnındaki yarık şeklinde hareket ettirdi. Şimdi karşısındaki kaya da, karnı kesilen kendine benziyordu.

 Küçük kız beklemekten çok sıkılmıştı. Duyduğu ses bir anlığına kesilince gözkapaklarını hafifçe araladı. Gördüğü manzara karşısında dehşete düşmeden önce, bunun gerçek mi yoksa gördüğü bir rüya mı olduğunu düşündü.

 Annesinin karnında parlak kırmızı bir çizgi vardı. Aynı çizgi kayada da açılmıştı. Birden ayaklarının altındaki toprak sarsıldı. Parlak kırmızıçizgi kayada bir yarık oluşturarak açılmaya başladı. Küçük kız, kayanın yarığından bir ışık süzmesinin çıktığını görür gibi olunca hemen gözlerini kapattı.

 Fakat hemen ardından annesinin, tüylerini diken diken eden haykırışını duyunca gayri ihtiyari gözlerini açtı.

 Yarıktan bir sis bulutu çıkmış ve annesinin karnındaki çizgiye eğilmişti. Küçük kız rüzgarı andıran bir uğultu işitti. Ellerini daha güçlü bastırdı. Sis bulutu annesini, karnındaki çizgiden kendine doğru çekiyordu.

 Kaya, annesinin kanını mı emiyordu? Annesi ölecek miydi?

 Küçük kız korkudan titriyordu. Gözlerinden istemsizce yaşlar boşaldı.

 Kadının ağzındaki tahta kaşık çoktan düşmüştü. Savaşı andıran çığlıkları tüm ormanda yankılanıyor, onu güçsüz bırakıyordu. Yarık, içindeki kanı değil, içindeki bebeği emiyordu.

 Annesi sis bulutunun şiddetiyle sarsıldı. Sıla artık annesinin öleceğine emin olmuştu ki, sis bulutu yavaşça yarığın içine döndü ve yarık bir insan genişliğinde açıldı.

 Aylin tükenmiş bir halde kızının adını söylediğinde, kız çabucak annesinin kanlı olmayan elini tutarak eteğine yapıştı. “Geçti,” diye fısıldadı kadın. Yarığın öteki tarafında bir gölge belirdi. Küçük kız gözlerini kamaştıran bu parlak kırmızı renginde olan yarığa şaşkınca baktı. Bir kadın silueti görür gibi olmuştu ki, bir el hızla Aylin’i ve kızı Sıla’yı yarığın öte tarafına çekti.

Bir Cevap Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
KİRAZ KEMİĞİ

1942 / Almanya-Köln   Önce kanlı ellerine baktı, sonra yerde cansız yatan kocasına. Gerçekten onu öldüren kendi elleri mi, yoksa...

Kapat