Karnımın geç büyümesi ve bebeğin gelişimi dışında kilo almamak için sağlıklı beslenme programına başladım. Ayrıyeten gündelik hayatımda yaptığım sporuma, doğumu kolaylaştıracak hareketler ekledim. Kendime her zamankinden fazla bakmaya başlamış olmam, ‘kocasından ayrı, yazık, kafayı neye takacağını bilemedi’ düşüncesini ortaya çıkardı. Ee malumunuz, bizim hamile hanımlar spora öncelik vermez, ilk öncelikleri yeme içme ve dır dır etmektir. Ben tipik bir hamile olmamak için ant içtim, tıpkı nişanlandığımızda aptal gelinlerden olmamak için içtiğim ant gibi. Zaten evliliğimizin ilk aylarında da yapılan yeni gelin merasimleri bana yapılmadı. Malum ben acınacak yeni gelindim. Hani şu kocası düğünden yirmi gün sonra giden…

Gün geçtikçe ona daha çok bağlanıyorum. Ve varlığını Serhan bile öğrenmesin istiyorum. ‘O benim’ ve paylaşmak istemiyorum. İçimde büyüyor, onu hissediyorum. Artık bu koca evde yalnız kalmıyorum. Onun içimdeki varlığı bile yalnızlığımı köreltmeye yetti. Bir de kollarımda olsa…
O günü nasıl dört gözle bekliyorum! Onu aldırmayı düşündüğüm günler aklıma geldikçe utanç duyuyorum. Ondan vazgeçmeyi nasıl düşünebilmiştim…

Her kadın anne sıfatıyla yaratılır. Kadının mayası anneliktir. Belki de bu yüzden anne olmayı istememiştim. Çünkü ben daima, alışagelmiş şeyleri reddettim. Bana yapamazsın denilen her şeyi yaptığım gibi, yapacaksın denilen şeylerin de hiçbirini yapmadım. Annelik dışında…


Bebeğimin varlığını öğreneli beş hafta oldu ve o günden sonra bir kez hastaneye gittim. Ultrason çektirip bebeğimin nokta büyüklüğündeki varlığını çerçeveye koydum. Çerçeveyi gün içinde hangi odadaysam oraya taşıyorum. Biri geldiğinde ise çekmece içine…

Dün Serhan haftaya geleceğini söyledi. Buna sevinmeliyim. Hatta havalara uçmalıyım. Ama… Aması var işte. Ona nasıl anlatacağım? Nasıl tepki verecek?..

Omuzlarımı düşürerek iç çektim. Kafamda planladığım şeyi yapabilmek için hazırlanıp dışarı çıktım. Haftaya bebeğimi, babasıyla paylaşmam gerekecek ve babasının da onu istemesi lazım. Ya istemezse?…