Bölüm 54 : Rüzgarın Dansı

Herkes hayatı boyunca en az bir kez kötü şeylerin olacağını hisseder ve çok geçmeden kara bulutlar dünyaya hükmeder. Bunun bazen öngörülerle alakası yoktur. Zamanlama oyunundan ibarettir. Ama benim gibi insanlar zaman oyunlarına kanmaz. Biz öngörülerle yaşar ve kaderin bir sonraki sayfasına dehşetle bakarken çırpınırız. O sayfada kötü şeyler yazıyor ve bir şey yapamıyorsak.. işte bu yaşanacak en korkunç olaydır. Bile bile tedbir alamamak ya da engel olamamak mezar başında oturmak gibidir.


Uçak kalkışa hazırlanmadan önce oğlumun kemerini milyonuncu kez kontrol ettim. Kara bulutların geleceğini hissedebiliyordum ve yapabileceğim tek şey oğlumun koltuğunda kaldığına emin olmaktı. Murat ortamız da oturuyor ve minik ayaklarını sallayarak uçağın kalkmasını bekliyordu.

İçimdeki hissin yoğunluğuyla etrafa baktım. Her şey son derece normaldi. Kaptan pilotumuz konuştu ve uçak hırlayarak çalıştı. Oğlum neşeyle ellerini çırparken, ben korkuyla tebessüm edebildim. O an kemerlerimizi çözüp uçaktan inmek istiyordum. Fakat bunun için geç kalmıştım. Keşke dedim, “havalimanına girdiğimizde uçuşumuzu iptal etseydik.”

Uçak sarsarak havalandı. Elimin biriyle sıkıca oğlumu, ötekiyle koltuğun sapını kavradım.

Serhan başını koltuğa dayamış ve gözlerini kapatmıştı. Sarsıcı kalkıp inmeler onda bulantı yaptığı için kımıldamdan oturuyordu. Etrafıma baktım. Herkes normal görünüyordu.

Yardımcı pilotumuzun sesi yankılandı ve hafif bir rüzgarın olduğunu söyleyerek, “endişelenecek bir durum yok,” dedi.

Çok geçmeden uçak kalkışını tamamladı ama kemer ikaz ışıkları sönmedi ve pilotumuzun sesi tekrardan duyuldu. “Hava koşulu nedeniyle, uçuş boyunca lütfen kemerlerinizi çıkarmayınız.”

Uçak yol almaya devam ettikçe hava kötüleşti. Bir buçuk saatin sonunda, saat henüz öğlen üç olmasına rağmen, hava karardı. Uçağımız kara bulutların arasında kaldığında ufak bir panik dalgası yaşandı.

Pilotların sakin ve yatıştırıcı ses tonu sık sık uçağın içinde yankılanırken, kabin ekibi son derece rahat davranıyordu.

İçimden durmadan, bunun yaşanabilecek bir durum olduğunu tekrarlıyor ve pilotlara güvenmem gerektiğini hatırlatıyordum. Ama yine de elimin biri oğlumun üstünde duruyordu.

Sarsıcı yolculuğumuz Serhan da baş dönmesi ve bulantı yapmıştı. Çantamdan çıkardığım bulantı hapını ona uzattım ve içmeye zorladım. “Ama ne olursa olsun uyanık kalacaksın, uyumanı istemiyorum, Serhan.”

Yanıt olarak sadece başını sallayabildi.

Oğlum her şeyden habersiz önündeki ekrandan açtığım çizgi filmi izliyordu. Bakışlarım oğlum, Serhan ve uçağın penceresi arasında gidip geliyordu. Dışarısı gece yolculuğu yapıyormuşçasına karanlıktı. Rüzgarın uğultusunu duyabiliyor, az sonra yaşanacak felakete hazırlık yaptığını hissedebiliyordum.

Yaklaşık iki saatin sonunda, kabin ekibine yerlerinde kalmaları söylendi. Kimse yerinden kalkmasın uyarıları yapılmaya başlarken, uçağın tüm ışıkları söndü. Oğlum mavi gözlerini irileştirerek kucağıma gelmek istedi. Ona koltuğunda oturması gerektiğini anlattım.

Ölesiye korkuyordum.

Serhan elini, Murat’ın elini tutan elimin üstüne koydu. İstanbul’a yaklaştığımızı ve sorunsuz iniş yapabileceğimizi mırıldandı. Buna gerçekten inanmayı istedim. Serhan’ın haklı çıkması için dua ettim.

Fakat uçağın arka tarafından gelen gümbürtüyle yerimizden sıçradık. Serhan tüm gücüyle elimizi sıktı. Murat korkuyla bir babasına bir annesine bakıyordu. Oğlumu ilk defa bu kadar korkmuş görmek içimi ezdi. Bu sefer onun korkusunu dindirebilecek gücü kendimde bulamadım.

Pencereden dışarıya baktım. Rüzgar karanlıkla birleşmiş dans ediyordu. Kendimi bir Rus romanı içinde hissettim. Asilzadelerin valsini izliyor gibiydim.

Başımı iki yana sallayarak romanın içinden çıktım ve Rüzgarın karanlıkla uyumunu iliklerime dek hissettim.

Başımı döndürüp Serhan’a bakınca, güçlü olması gerekenin kendisi olduğunu anlayarak başını salladı. Korkan ve dudaklarını bükerek ağlamaya başlayan oğlumuzu yatıştırmak için onunla konuşmaya başladı.

Saniyeler içinde kendi sesimizi dahi zor duyar olduk. Uçağın içini çığlıklar ve haykırışlar kapladı.

Pilot titreyen sesiyle o anonsu yapmadan önce, rüzgarın kahkahasını duyduk. Karanlık, biçimsiz kollarını uzatarak uçağımızı tutup sağa sola sallamaya başladı.

“Kemerlerinizin takılı olduğuna emin olun ve lütfen yerinizde kalın. Şu an Türkiye sınırı içerisinde, Karadenize doğru savrulmaktayız. Olası bir düşüş halinde can yeleklerini, lütfen önce kendinize, sonra çocuklarınıza giydirin.”

Pilotumuz anonsunda söylememişti ama kuleyle irtibatının kesildiğini ve uçağın hızla denize düşmekte olduğunu biliyordum.

Öngörümde boğulduğumu görmüştüm.

Dakikalar içerisinde, 17 ağustos depreminde duyduğum o çatırtı sesini duydum. Parçalanan şey bu kez evin duvarı değil, uçağımızın arka kanadıydı.

Sağ elimi karnıma koydum. Minik kızım tekmeler atıyor, onu korumam için bana yalvarıyordu. Öteki elim oğlumun elindeydi. Derin bir nefes aldım. Çocuklarım için hayatta kalmalıydım.

Rüzgarın tüylerimizi yerinden söken çığlığıyla birlikte uçağın arka tarafı parçalara ayrılarak, karanlığın iri dişli ağzından içeri girdi. Çığlıklar yükseldi. Pilotların bizimle iletişim kurduğu mikrofon cızırtıyla, iletişimimizi kesti. Düşüyorduk. Tıpkı öngörümdeki gibi rüzgar, karanlıkla birlikte bizi yutuyordu.

Serhan hızla can yeleklerini çıkardı. Birini bana uzatırken, “Hayatta kalacağız,” dedi. Titreyerek yeleği aldım. Ona inanmak istiyor ama ilk defa inanamıyordum.

Can yeleğimi giymeyi başardığımda, oğlumu giydirmek için döndüm. Serhan onu çoktan giydirmişti ve Murat’a, “Güçlü olmak zorundasın, çünkü annenle kız kardeşini biz koruyacağız,” diyordu.

Oğlumun yanakları ıslanmıştı ama dudağını ısırarak başını salladı. Serhan hem onu, hem de beni sıkıca tuttu.

Uçak karanlığın midesine doğru yol alırken, dehşetle ürperdim. Denizin dibini boylayacaktık ve yüzme bilmiyordum.

2 thoughts on “Bölüm 54 : Rüzgarın Dansı

  1. Asiri sürükleyici bir bölümdü, devamini sabirsizlikla bekliyorum! :)

Bir Cevap Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Olanlar Oldu

Şimdi bugünkü koşullardan dolayı malum Covid-19 salgınından dolayı, evlerdeyiz. Yeterince evlerde bunalmışken; aile bireylerinin her üyesini güldüren bir filmi paylaşmak...

Kapat