Bölüm 51 : Yaz Esintisi

Saat gece 2.45. Uyuyamıyorum. Bebeğim içeride, Serhan yanımda uyuyor. Ona doğru döndüm, elimi yanağımın altına koyarak Serhan’ın nefes alış verişini izledim.

Bazen tüm bu olanlara inanamıyorum. Her şey bir rüyaysa ve uyandığımda Serhan olmazsa diye ödüm patlamıyor değil. Hayatımı film şeridine alıp izlediğim vakit, Serhan gibi bir adamla evlenmiş olmak… Bir peri masalının mutlu sonuymuş gibi geliyor.

Gözlerimi kapatarak yüzümü ona yaklaştırdım. Verdiği nefesi içime çektim. Bu, onun gerçek olduğunu kalbime hatırlatma ritüelim. Nefesini hissetmek, kokusuna sarılmak…

Yine de bazı anlar, yaşadıklarım birer hayalden ibaretmiş gibi geliyor. Harika bir adamla evliyim, dünyanın en şirin bebeğini doğurdum. Ben onları hak edecek ne yaptım? Kendime en çok sorduğum soru bu, cevabını bir türlü bulamadığım.

Gözkapaklarımı açtığımda Serhan’ın bana bakan gözleriyle karşılaştım. “Uyuyamıyorum,” diye fısıldadım. Kolunu açarak beni kendine çekti. Saçımdan öpüp sıkıca sarıldı.

Serhan çok konuşmaz, kelimelere ihtiyaç duymaz. Cümleler yerine, yalnızca fiilleri kullanır. Yapar, gösterir… Cümleler benim hakimiyetim altındadır. Ben söylerim, yazarım, uzun uzun anlatırım ama göstermeyi beceremem.

Serhan’ın kollarında uykuya dalmadan hemen önce kalbimde minik bir kıpırtı hissettim. Nedenini düşünmek istemeyerek uykuya daldım. Şu an isteyebileceğim son şey bile değildi: Öngörü görmek.


Rüya da olduğumun bilincindeyim. İçim mutlulukla dolu. Bir arabanın içindeyim. Şoför koltuğunda Serhan var. Arka fonda daha önce duymadığım bir şarkı çalıyor. Sanki neşenin melodisi. Rüyamdaki halim, şarkıyı biliyor ve eşlik ediyor. Yüzümde koca bir sırıtışla arkaya dönüyorum. Oğlumla karşılaşmam gereken yerde o yok. Arkadaki çocuk koltuğunda dört yaşında bir kız oturuyor. Rüyamdaki ben garipsemiyorum. Kıza öpücük gönderiyor, onun da bana karşılık vermesiyle önüme dönüyorum.

Kız çok güzel, kalbimde minik bir kıpırtı oluşturuyor. Bu kıpırtı uyumadan önce hissettiğimle aynı ve uyandığımda kocaman olmuş olacak. Biliyorum. Her şeyi rüyamda hissediyorum.

Kızın adını rüyamdaki halim biliyor ama ben bilmiyorum. Açık kestane rengi saçları dalgalı, çekik gözleri ela; yanakları tıpkı oğlumunkiler gibi dolgun ve çıkık, dudağı ne çok ince ne çok kalın, minicik bir burun ve minyon bir beden. Büyüleyici bir güzelliği var.

Serhan kontağı kapattığında kız ellerini çırpıyor. Arabadan iniyoruz, ben bagajdan çanta alırken, Serhan kızı indiriyor.

Oğlum yok… Yüreğimde bir boşluk oluşuyor ama rüyamdaki halim farkında değil.

Üçümüz birlikte okul tarzı bir binaya giriyoruz. Her yerde süslemeler ve afişler var. Uzun koridorda yürüyoruz. İleriden bir kadın beni görünce koşarak yanımıza geliyor. Bu, doktor arkadaşım Filiz. Bana sıkıca sarılıp, koridorun sonundaki odaya doğru yönlendiriyor.

Burasının okuduğum mahalle ilkokulu olduğunu rüyamdaki halim biliyor. Gerçeğinden öyle farklı ki, ben neresi olduğunu anlayamıyorum.

Koridorun sonundaki oda bizi, mezunlar partisinin olduğu ana salona çıkarıyor. Herkes burada. Eşleri ve çocuklarıyla…

Çok sevdiğim ingilizce hocam bizi gördüğünde gülümseyerek yanımıza geliyor. O an fark ediyorum, 2020 yılında değiliz. Herkes çok değişmiş, bazılarının 2-3 çocuğu var. Beli bükülen hocalar, torun torbaya karışanlar… Hangi yıldayız?

Selçuk Hoca, (ingilizce hocası) gülerek, “Ee Alparslan yok mu?” diye sorunca içime koca bir su serpiliyor.

Oğlum var, rüyamda da gerçek. Ama neden Murat’ı değil de ikinci adını kullanıyor bilmiyorum. Ona son senelerde Alparslan dediğimizi anımsıyorum.

“Ergenlik dönemi,” diyerek gözlerimi deviriyorum. “Gelmek istemedi.”

Biz hocamla koyu bir sohbete dalıyoruz. Serhan da müsade isteyip Filiz’in kocasının yanına gidiyor. Kızımız benle kalıyor.

Çok geçmeden Fırat’ı görüyorum. Yüreğimde bir burukluk hissetsem de rüyamdaki halim mutlulukla ışıldıyor. Fırat’la birbirimize sarılırken, kızım da kendi akranında bir kıza sarılıyor. Fırat’ın kızı olduğunu biliyorum, aynı ona benziyor. İlk çocuğu, evlendikten hemen sonra hamile kalmış eşi. Onu da tanıyorum, dünya güzeli bir kızıl. Yanımıza geliyor, kucaklaşıyoruz.

Hepimiz, tüm eski dostlar bir araya geliyoruz. Mehtap da buralarda, boyuna gelmiş kızıyla.. Boyuna gelmiş…

2035 yılındayız. Çocukluğumuzun geleceğinde. Çocukken nasılsak yetişkinliğimizde de aynıyız.

Bu Mavi Kış’ın olmasını dilediğim finali. Rüyamda, bir öngörü halinde.

Uyandığımda Serhan yatakta yoktu. Gece öyle zor uyumuştum ki.. Üstüne bir de gördüğüm rüya yüzünden dinlenememiştim. Boş tavana gözlerimi devirerek baktım. Serhan’ın sesi içeriden geliyordu, Murat’ın sesine karışarak. Elim gayri ihtiyari karnıma gitti. Rüyamın ayrıntılarını hatırlayarak doğruldum. Bir kızım vardı, büyüleyici güzellikte bir kız.. Rüyam doğruysa bundan on bir sene sonra dünyaya gelecekti. Yine de içime bir kurt düşmüştü, ya öngörüm şu an ki zaman diliminde hamile olduğumu söylüyorsa…

Telefonuma uzanarak adet takvimimi açtım. “İki gün..”

İki gün gecikmiştim. Kalbim ağzıma varırcasına çırpındı. Dünyanın en güzel çocuğunu doğuracak olsam da şu an ikinci bir bebeği bünyem kaldıramazdı. Parmaklarımı saçlarımın arasından geçirerek düşündüm. Olabilir miydi?

Hayır, olmamalıydı.

İstanbul’a yerleşmeden ikinci bir çocuk düşünmüyordum.

Yatak odasının kapısı yavaşça aralandı. Serhan uyandığımı görünce gülümseyerek kapıyı tamamen açtı. Kucağında beni gördüğüne sevinen oğlumla içeri girdi. Telefonumu bırakıp sarı kafalı bebeğime uzandım.

Gözlerimi kapatıp oğlumun kokusunu ve nefesini içime çekerek, kendime onun varlığını hatırlattım. Bu hayattaki en güzel ödülümdü ve onu tamamiyle tatmadan ikinci bir çocuğum olmamalıydı.

Serhan yanımıza uzanıp, “iyi misin?” diye sordu.

Omuzlarımı silkip, “Gecikmişim,” dedim.

Gülümsedi. “Bence üstesinden geliriz. Ne de olsa artık birlikteyiz.”

“İkinci bir çocuğa hazır değilim.”

Gözüyle Murat’ı işaret ederek, “İlkine de değildin,” dedi.

Gözlerimi devirerek iç çektim. Yaklaşıp önce beni, sonra oğlumuzu öptü.

“Hamile olduğunu sanmıyorum ama sana benzeyen bir kızımız olsa fena olmazdı.”

İşte o an rüyamdaki kızın benim çocukluğuma çok benzediğini farkettim ve bir yaz akşamında dünyaya geldiğini anımsadım. Tüm detaylarını ezberlercesine aklıma kazıdım.

Gelecek ne getirecek ya da Mavi Kış nasıl Yaz Esintisi olacaktı bilmiyordum amma rüyamın gerçekleşmesi için her şeyi yapardım.

Bir Cevap Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Karantina Günleri Nasıl Geçiyor?

Mart’ın başıydı, çok sevdiğim bir arkadaşımın düğünü için Gönen’e gitmemiz gerekti. Perşembe akşamı apar topar hazırlanıp, ezanda yola çıktık, akşam...

Kapat