Duruşma oldu. Hakan içerden çıktı. Nasıl oldu sormadım. O hafta Harun’la hiç görüşmedik. Bana karşı günden güne soğumasını beklerken o bana daha çok bağlandı.

Aradan bir ay geçti. Mehtap’ı kurtarayım derken kendi hayatımı riske attım.

Ve nihayetinde o gün geldi…

Harun elimi tutup dudaklarına götürdü ve diz çökerek elini cebine soktu. Gelecek senaryoyu başımı iki yana sallayarak uzaklaştırabilirim sandım.

Olmadı.

Cebinden çıkardığı kutuyu açtığında, hızla elimi geri çektim.

“Daha 18 yaşında bile değilim,” dedim.

Bir şey söylemeden gülümsedi ve elimi tekrar tutup yüzüğü parmağıma geçirdi. “Yaşının bir önemi yok. Evleniyoruz,” dedi. Bu bir şaka ya da kabus olmalıydı.

Değildi.

O gün soluğu Ufuk’un yanında almış ve dehşetle parmağımdaki yüzüğü göstermiştim.

“Yetti ama!” diyerek celallenmişti. “Bitiriyorsun artık bu işi. İlla evleneceksen benle evlen. O hıyar ağasıyla değil!”

O zamanlar Ufuk’la olan arkadaşlığımız inişli çıkışlıydı. Sevgili gibiydik ama aslında değildik. Her olayda yanımda istediğim insan oydu. Harun’u sevmiyordum, hiçbir zaman sevmemiştim.

O gün çok düşündüm ve Ufuk’a hak verdim. Artık bitmeliydi. Gece saat 3 sularında ona uzunca bir mesaj attım. Harun’un asla katlanamadığı şey telefonla, bizzat mesajla yapılan ayrılıklardı.

Mesajı gördüğünde çıldırmış ve cevap yazmamıştı. Bu yüzden sabah ona pişman olduğumu yazan bir mesaj gönderip evlerinin olduğu sokağa gittim. Mesajlarıma ya da telefonlarıma cevap vermiyordu. Bekledim.

Nihayet sokakta yolunu kestiğimde hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Beni af etmesini istedim. Şans vermesini.

Vermedi.

Çocukça davrandığımı ve af ederse yine bir gece aptalca davranabileceğimi söyledi. Ona ‘zaten çocuğum geri zekalı’ demek istesem de sustum. Yalvarıp af dilemeğe devam ettim.

Sonuç olarak yüzüğü bana hediye ederek hayatımdan çıktı. Öyle çok ağlayıp yalvarmıştım ki, rol yaptığımı düşünememişti bile. Tüm gözyaşlarım planımın bir parçasıydı.

Özgür olduğum ilk an yüzüğü satıp parasını elimden çıkardım ve Ufuk’un yanına gittim. Beni parmağımda tasmam olmaksızın karşısında görünce kollarına aldı. Sıkıca sarıldık birbirimize. Adeta özgürlük, onun kollarında olmaktı. Beni hiç bırakmasın istemiştim. Sonsuza dek…