Bölüm 24 : Olmadık Anlar

Harun apar topar kolumdan yakalayıp beni dışarı çıkardı. Her şey için çok geç olduğunu ikimizde biliyorduk. Yine de beni belleri silahlı adamların içinden kılıma zarar gelmeden uzaklaştırmak istemişti.

Telaşla, “Duyduğun gibi değil, açıklayabilirim,” gibi şeyler geveledi.

Her şeye rağmen beni seviyordu. Sevgisi gözlerinden yansıyordu ve tek isteği beni korumaktı. Bunu anladığım an durumu fırsata çevirmek için kafamdan hemen bir plan yaptım.

Oraya Mehtap’ı kurtarmaya gitmiştim. Ama şimdi, önce kendimi kurtarmak zorundaydım. Bu yüzden Harun’a karşı durmak yerine, rol yapmayı seçtim. Hızla ona sarıldım ve söylediği tüm yalanlara inanmak istedim.

Kalbim hiç bir zaman inanmadı. Ama yaşamak için sustum ve inanmış gibi yaptım.

Kendimi nihayetinde Harun’un anlattıklarına inandırdım.


O yıl bir kız çocuğu öldürülmüştü. Katili serbest kalmış ve Harun’un ağabeyi Hakan adaleti sağlamak için katili bulup bıçaklamıştı. Sonrasında tutuklanarak ceza evine sevk edilmişti. Hakan’ı hiçbir zaman görmedik. Ne iş yaptığını, neden adaleti bıçağıyla aradığını sorgulamadık. Harun, “abim suçsuz yere hapiste,” dedi, biz de inandık.

Kahvehaneye girdiğimde duyduğum şey, Hakan’ın mahkeme günü kaçırılacağının planıydı. Onu taşıyan araç mahkeme sonrası yağmalanacak ve Hakan içerden çıkıp yurt dışına kaçırılacaktı.

Harun’un babasının İstanbul ve birkaç şehirde sayısız kahvehanesi vardı. O gün oraların sıradan kahvehaneler olmadığını anlamış ama gözlerimi kapatmıştım. Oralarda yasa dışı kumar oynatıldığından, silah ve uyuşturucu satıldığından haberim yokmuş gibi davranmayı seçtim. Ayrıca Harun her ayın sonunda şehir dışına çıkardı. Söylediğine göre öteki şehirlerdeki kahvehaneleri kontrole gidiyordu. Ama bunun yalan olduğunu, esrar işi için sınır dışına gittiğini öğrendiğimde…

Mehtap’la kurtulabilmek için zekice bir plana ihtiyacımız vardı. Bu yüzden Harun’un bana olan sevgisini kullandık. Anlattığı her masala inanmış gibi yaptık. Ve ona aşıkmışım gibi…

Hakan’ın mahkemesinden üç gün önce, Mehtap’ın doğum günüydü. Said ona olan aşkını ispatlamak için bir parti organize etti. İlk iki saat her şey garip bir şekilde güzeldi. Said yaşanan kaçırma ve şiddet gecesinden sonra bir daha alkol almamış ve Mehtap’ı el üstünde tutmaya başlamıştı. Her şeyin rol olduğundan, kendi sahte aşkım kadar emindim.

İki saatin sonunda partideki insanlar tek tek dağılmaya başladı. O sırada Mehtap’la Said’in ortada olmadığını fark ettim. Üstelik Mehtap’ın telefonu benim yanımda duran çantasının içindeydi. İşin garip tarafı Harun’un da görünürde olmamasıydı.

Hem kendi çantamı hem de Mehtap’ınkini alıp cafeden dışarı çıktım. Biraz ileride Harun’un telefon konuştuğunu görünce içimdeki merak duygusuna yenilerek sessizce ona yaklaştım.

Harun sinirli bir şekilde tıslayarak; “Ne demek Hakim kabul etmedi!” diyordu. “Ona kimin oğlu olduğumuzu söylemedin mi?”

O konuşmadan anladığım kadarıyla ilk planları, duruşmadaki Hakim’e rüşvet vererek Hakan’ı çıkartmaktı. Fakat Hakim rüşveti kabul etmemişti.

“Öyleyse b planını uygulayacağız,” dedi Harun. B planı Hakan’ın içinde olduğu araca mermi yağdırmaktı. “Gerekli mühümmat için yarın adamları toplayıp getir.”

Nefesimi tutmuş dinliyordum ki aniden ensemde bir soğukluk hissettim. Ardından yüzü tanıdık ama adı yabancı, Harun’un adamlarından birinin sesi geldi. “Sakın kıpırdama!”

Ensemdeki soğukluk silahın namlusuydu. Harun, adamının sesinini duyunca yavaşça arkasına döndü ve sevgilisinin ensesindeki silahtan önce ihanetini gördü…


Harun beni öyle güçlü bir tutkuyla seviyordu ki, en sadık adamını bile hiçe sayabilirdi.

Gözgöze geldiğimiz o an atabildiğim en sevgi dolu bakışı attım. Harun bir şey söylemeksizin arkamda duran adamına bir göz hareketi yaptı ve ensemdeki silah indi.
Sonra bana dönerek, son derece sert bir tonla, “İçeri gir, geliyorum,” dedi. Başımı önüme eğip içeri girdim.

Kafamdan Harun’a az sonra söyleyeceklerimi geçirirken, cafenin tuvaletlerinin olduğu koridordan bir şangırtı koptu. Ardından Mehtap’ın çığlığı…

Her şeyi unuttuğum gibi sesin geldiği yöne koştum. Mehtap şoka girmiş halde kapağı kapalı klozetin üstünde oturuyordu. Tuvaletteki ayna kırılmış, parçaları tuvaletin açık kapısından dışarı fırlamıştı. İçeri girdiğimde Said’in eli, Mehtap’ın çenesini tutuyor ve anlayamadığım şeyleri küfürle harmanlayarak söylüyordu.

Beni görür görmez doğruldu ve elini tam beline atacağı sıra pantolonun arka cebine sokarak başını eğdi. Ve hemen arkamdan Harun’un sesi yankılandı.

Bu andan sonra her şeyin olup bitmesi 15 dakika sürdü. Önce Mehtap’ın patlamış dudağı ve yırtılan elbisesini görüp olay çıkarttım. Sonrasında cafenin iç kısmına geçip, Harun’un Said’i dövdürmesini izledik.

O an öğrendik ki, kahvehanelerin dışında, bulunduğumuz cafe de onlara aitmiş.

Said bir güzel dayağını yiyince Mehtap’la olan ilişikisi de bitti.

Günün sonunda Harun, ikimizi bizim evin köşesine kadar bıraktı ve tam yanından gideceğim sıra kibarca kolumu tutup, “Bugün hiçbir şey duymadın ve ben de görmedim,” dedi. Böylece bizim ilişkimiz bir süre daha devam etmeye mahkum edildi…

Bir Cevap Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Bölüm 23 : Kadın Terörü

Evde yalnız olduğumuzdan çığlıklarımın duvarlara çarpmasında bir mahzur görmedim. Gerçi yalnız olmasak bile bağırırdım. Çünkü o an dudaklarımdan çıkan her...

Kapat