“Şiddet Mağduru Tüm Kadınlara…”

Evde yalnız olduğumuzdan çığlıklarımın duvarlara çarpmasında bir mahzur görmedim. Gerçi yalnız olmasak bile bağırırdım. Çünkü o an dudaklarımdan çıkan her kelime tüm kadınlar içindi.

“Hayır, seni kadın terörüne kurban vermeyeceğim! Anladın mı? Kurtulacağız o heriften, sen asla bir üçüncü sayfa haberi olmayacaksın, asla! Anlıyor musun, Mehtap?! Kes artık ağlamayı, sana el kaldıran bir pisliği sevdiğini söyleyip durma!”

Çılgına dönmüştüm. Ellerimi saçlarımın arasından geçirdim ve Mehtap’ın önünde diz çöktüm. “Lütfen ağlama, söz veriyorum, kurtulacaksın. Sadece inan ve sevmekten vazgeç. İnsan ölümü sevemez, tamam mı? O senin ölümün, onu sevemezsin.”

O gece olanlar hayatım için bir yenilikti. Kadın şiddeti benim için yalnızca üçüncü sayfa haberinden ibaretti.

Sevgi dolu bir ailede dünyaya geldiğim için çok şanslıydım. Babam anneme sesini bile yükseltmezdi. Dedemin biri zaten sevdiği kadın öldü diye hasta olmuş bir adamdı. Annem hep onun ne kadar romantik bir adam olduğundan bahsederdi. Özel günlerinde babaannemle nasıl dans ettiğini, onu nasıl herkesin içinde döndürüp kollarına aldığını anlatırdı. Ben o günleri göremediğim için yalnızca annemden duyduklarımla hayal dünyamı birleştirebiliyordum.

Bizim aile de kadın şiddeti mevzu bahis dahi olamazdı. Bu yüzden Mehtap dayak yemiş halde geldiğinde aklımı kaybetmiştim.

“Ne yapabiliriz ki Eylül? Polise mi gideceğiz? Sence polis ne yapacak? Adamlar karılarını doğruyor, yine de sokakta ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşıyorlar. Hangi biri içeride? Ya da hangi şiddet mağduru kadın güvende? Babama zaten anlatamam, biliyorsun. Aranmışsındır diyecek. Çünkü eğer açık bir kadın tacize, şiddete ve tecavüze uğruyorsa giyim tarzından dolayı aranmıştır. Ama yok kapalı bir kadın mağdursa o da kendini gizleyerek erkeği kışkırtmıştır. Tacizciler, tecavüzcüler asla suçlu değildir. Daima mağdur olan kadındadır suç. Bunu her gün, her Allah’ın günü o üçüncü sayfa haberlerinde görmüyor muyuz? Genç bir kız benim yaşadığımı yaşamışsa ne diyorlar? ‘Ne işi vardı bir erkekle, hak etmiş, bir kızın sevgilisi olmamalı zaten, iyi olmuş…’ İnsanlar acımasız Eylül, benim babam da acımasız, Said de öyle.. Bunları söyleyecekler, sanki bilmiyoruz!
Gidelim polise, tamam. Ama sonra? Sonra ne olacak, Eylül? Bir şey yapacaklar mı sanıyorsun? Belki içeri alacaklar Said’i ve ilk duruşmada giyecek takım elbisesini, alacak iyi hal indirimini. Peki ya sonra? Dışarı çıktığında ikimizi bir gebertecek. Ve manşet aynı olacak… ‘İki genç kız, kadın terörüne kurban gitti.’ Birkaç gün, belki birkaç hafta bizi konuşacaklar; kadın hakları bizim için adalet yürüyüşü yapacak. Ama birkaç hafta sonra adımızı dahi kimse hatırlamayacak. Çünkü başka Mehtap’lar, başka Eylül’ler öldürülmüş olacak. Bunun sonu yok, Eylül. Dünyanın her yerinde bugün milyonlarca kadın öldürüldü, hanginin adını biliyoruz?”

Sıktığım yumruğumu gevşeterek ayağa kalktım.

“Ne sen ne de ben, o üçüncü sayfaya çıkmayacağız. Bunu kabullenmeyeceksin. Ben halledeceğim,” dedikten sonra gözlerinin içine baktım. “Tecavüz etti mi?”

Sessizce başını iki yana salladı.

“Doğruyu söyle bana, Mehtap!”

“Yemin ederim.”

Akşam üstü Said sarhoş bir şekilde Mehtap’ın evine gitmiş. Mehtap’ın babası illet bir herif, kızının sevgilisi olduğunu duysa kendi elleriyle sıkar gırtlağını. Bu yüzden Mehtap evden çıkıp Said’i mahalleden uzaklaştırmış.

Mehtap’ın asla katlanamadığı şey alkoldür. O da babası yüzünden. İçip sarhoş olan adamlardan nefret eder. Said’i de öyle görünce anında soğumuş ondan. Üstüne bir de Said ondan faylanmaya çalışınca… Durum çığrından çıkmış.

Mehtap bana o mesajı atmış çünkü Said onu zorlamış. Aklı sıra onu evine götürüp kadını yapacakmış. Telefonu da kapatmış ki ulaşamayalım… Benim Harun’u arayabileceğimi hesaba katmamış.

Harun bu ikisini bulduğunda Said’den daha ayık vaziyetteymiş ve bana onu getiren Harun’muş.

Bu yüzden sabah soluğu Harun’un yanında aldım. Fakat zamanlamam çok yanlıştı.

Harun’unların her zaman takıldığı kahvenin dışında hiç kimse yoktu. Bunun nedeninin saatin erken olması sandığımdan durup düşünmedim. Doğruca kapıyı açtım ve içeri daldım.

Dışarda kimsenin olmamasının nedeni içeride yasa dışı işlerin dönmesiymiş meğer. İçeri daldığım an, hayatım boyu içinde olmak istemeyeceğim o konuşmanın ortasında, onlarca çift gözün merkezinde kalakaldım…