Biz çocukken annem ve Serhan’ın annesi sürekli birlikteydi. O zamanlar henüz yurt dışında değillerdi. Aynı mahalledeydik.

Bizim Serhan’la el ele bebeklik fotoğraflarımız var. İki küçük çocukken de birbirimizi severmişiz. Aynı zamanda da onu ağlatırmışım. Kayınvalidem daha o zamanlar da anneme, ileride beni alacağını söylermiş. Tabii annem hiç ciddiye almamış.

Anneme yıllar sonra “Serhan’ı seviyorum ve bana evlenme teklifi etti,” dediğimde şok olmuştu. Uzun bir süre onun başka Serhan olduğunu düşünmek istemiş, kabullenememişti. Çünkü kızını yurt dışına göndermeyi istemiyordu.

Biz çocukken bir anda koptuk. Çok ani olmuştu gidişleri.

Onu en son 2006 yılında ablamın düğününde görmüştüm. Benimle çoğunlukla ablam ilgilenmişti, annem çok yoğun bir kadındı. Küçük kızı büyürken çoğu şeyi kaçırmıştı. Ama ablam, her anımda yanımdaydı ve evlenip evden gitmesi, annemi kaybediyor hissi veriyordu. Düğünün karmaşasından uzaklaşmak için salondan çıktım. Bir süre sonra hemen yanımda varlığını hissettim. Eğilip kulağıma fısıldadı. Bir gün her şeyin değişeceğini söyledi. Başımı kaldırıp baktığımda karşılaştığım o mavi gözler, kafam dolu olmasa hemen o an beni etkileyebilirdi. O an etkilenmedim ama sonraki yıllarda gözlerimi kapattığımda sık sık önüme geldi.

Ablamın düğününden sonra bir daha Serhan’ı hiç görmedim. Telefonda ya da sosyal medyada da hiç konuşmadık. Ama sık sık onu özledim. En çok da insanın içini ısıtan mavi gözlerini, gülümsediğinde yüzünde oluşan o tatlı ifadeyi…

Çocukluk fotoğraflarımıza bakarak Serhan’ın gördüğüm en güzel bebek olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden kayınvalidemi kıskanırdım. Sarı saçlı, mavi gözlü, çıkık elmacık kemikli o tatlı çocuğun annesi olduğu için. Eğer bir gün anne olursam, aynı Serhan’a benzeyen bir bebek doğurmayı o zamanlardan istiyordum. Bunu Serhan’a itiraf ettiğimde, onunla ileride doğacak bebeğim için evleniyor olduğumu söylemişti. Aslında haksız da sayılmaz, he?

Onu 2015 senesine kadar hiç görmedim. Tam 9 sene.

2015’in şubat ayında, bana sosyal medyadan mesaj attı. İlk kitabımı çıkarmıştım ve tebrik ediyordu. O zamanlar korkunç bir dönemden geçiyordum. Hayatıma Serhan’ın, çocukluk arkadaşımın tekrar girişi beni o an en çok mutlu eden şeydi.

İlk mesajdan bir ay sonra İstanbul’a geldi. Buluşmayı planlamamıştık ama kader bizi bir pazarda karşılaştırdı. Ah çok romantik, değil mi? Değildi. Yorgunluktan ölüyordum ve o pat diye karşıma çıkmıştı. Güzel bile değildim.

Onu ilk gördüğümde etkilenemeyecek kadar yorgun olmamın dışında, kalbimin de o sıralar boş olmadığını söyleyebilirim.

Sadece şubat ayında 3 kez buluştuk ve sonra kader onu niyeyse sık sık İstanbul’a getirdi! Her geldiğinde görüşme sayımız artıyordu. Fakat hayatımdaki yoğunluğunu, kalbime taşıması biraz zaman aldı.

Bir aşka kapılmaktan ölesiye korkuyordum. Büyük bir çıkmazdaydım ve annemin hala görüştüğü arkadaşının oğluyla yaşayacağım ilişki evliliğe gitmezse, etkilenecek bir sürü insan olacaktı. Onunla evlenmeyi istiyor muydum?

Serhan defalarca bu konuyu açtı. Beni seviyordu, evlenmek istiyordu. Ciddiydi. Zaten hiç bir zaman ciddiyetini bozmamıştı. Bense defalarca ona bir daha konuyu açmamasını söyleyip duruyordum.

En sonunda pes etti. “Seni tamamen kaybetmemek için susuyorum,” dedi ve sustu.

Bir temmuz gecesi, Kız Kulesinin önünden dilek feneri uçurdum. Kendimi dibe batmış hissediyordum. Gözlerimi her kapattığımda gördüğüm bir çift mavi göz beni daha da dibe batırıyordu. Bir karar vermem ve hayatıma devam etmem gerekiyordu.

Oldum olası Salacak Sahilini severim, orada huzurlu hissederim kendimi. O gün karar vermek için oraya gittim. Dilek fenerini uçururken tek dileğim, çıkmazdan çıkmaktı. Fotoğraf çektim ve Serhan’a gönderdim. Onunla, kendime özel bu anı niye paylaşmıştım bilmiyordum.

Gönderdiğim fotoğrafa hemen cevap yazdı: “Ben ikimiz için de dilek tuttum.”

O gece Kız Kulesi’nin önünde ne kadar oturdum bilmiyorum. Telefonuma bağlı kulaklığımdan tüm gece aynı melodi çalınmıştı kulağıma ama bir kez bile kulak vermemiştim şarkının sözlerine. Dönüş yoluna geçtiğim sıra dinledim sözleri. Ve o an her şey bir anda oldu. Şarkıyı Serhan’a gönderdim. Hissettiğim her şey, başkası tarafından çoktan beste yapılmıştı. Serhan’ı seviyordum ve onu sevmek aslında dünyadaki en güzel şeydi. Neden korkuyordum ki?

Onu kaybetmekten… İşleri berbat etmekten.

O gece olanlardan birkaç hafta sonra geldi Serhan. Birlikte Salacak Sahiline gittik. Çünkü aşkımızın ilk tanığı Kız Kulesi’ydi. Bizi birlikte görmeyi ilk hak eden de o olmalıydı…