to top

Leyleği Havada Görmek

Bu deyimi çok gezenler için kullanırlar. O yaz eğer çok geziyorsam, gördüğüm leylekleri anarım. Bu haftasonundaki çılgın gezimizi de leylek sürüsü görmüş olmama bağlıyorum. Çılgın gezimiz diyorum çünkü, birazdan anlatacaklarım ancak filmlerde olur. Aniden verilen bir karar ve uzun mesafe yolculuğu.

En iyisi baştan başlayayım anlatmaya.

kabaktan farklı lezzetler

Kadınların en büyük sıkıntısı hergün ne pişirsem diye düşünmektir der hep anneannem. Bunu evlendikten sonra daha iyi anladım. Her gün beynimi zorluyorum ne pişirsem diye. Hep makarna pişirsem oh ne âla, bayılırım. Ama bunun vitamini var, besleyici değerinin yüksek olması var. Her gün kuru yemek olmaz. Bir de önceki gün etli yemek pişirdiysem, ertesi gün mutlaka zeytinyağlı pişiriyorum. Bu bana annem ve anneannemden kalan bir gelenek olsa gerek.
Bir de iki kişi olmamıza rağmen , hergün sofrayı davet sofrası gibi özene bezene hazırlamak, çorbasından, salatasına kadar yapmak da ailemden bana kalan güzel şeylerden..

El yapımı çantam ve bana hatırlattıkları

Eskiden Gönen’de salı pazarı Gönen’in çarşısındaki sokaklara kurulurdu. Kışın sadece sebze alıp eve kaçtığımız pazarda, bahar ve yaz aylarında dolaşmak çok keyifli olurdu. Anneciğimle birlikte neredeyse bütün günümüzü pazarda geçirirdik. Rengarenk pazar tezgahlarını tek tek dolaşmak bize büyük keyif verirdi. Yine bu pazarda, parçacılar dediğimiz kumaş parçaları satan bir yer olurdu. Burada kumaş toplarından artan parçalar gelirdi, rengarenk ve desen desen. Bu çantanın kumaşını o parçacılardan almıştım ne olacağına karar vermeden. Rengi beni cezbetmişti ve alıvermiştim. Daha sonra da çanta yapmaya karar verdim.

Hünerli ev hanımı yetişmezse!

Geçen gün günlük gazeteleri okurken dikkatimi bir yazı çekti. Yorum yapmadan yazıyı aktarmak istiyorum.

Hünerli ev hanımı yetişmezse!

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hazırladığı 2006 yılı verilerine göre, evli çiftlerin yüzde 42.6’sı, evliliklerinin ilk 5 yılında boşanıyor. Boşanmaların yüzde 4.2’si bir yıl dolmadan olurken, yüzde 38.4’ü ise 1. ile 5. yılları arasında gerçekleşiyor.

Boşanmaların ilk yıllarda bu kadar yüksek olması, gençlerin evlilik ve aile konusunda yeterli bilgi sahibi olmadıklarını, problemleri aşabilmede zayıf kaldıklarını göstermektedir. Evliliğin, ilk yıllarında bazı uyumsuzlukların olması kaçınılmaz bir durumdur. İki farklı ruh ve mizaçtaki insanın bir araya gelmesinin tabii sonucudur bu.
İşte bütün hüner, sanat bu farklılıkları orta bir yerde buluşturabilmektedir. Burada gençlere büyük iş düşmektedir. Özellikle de kadına. Çünkü yuvayı dişi kuş yapar. Eskiden büyük ailelerde, yani annenin ve büyük annenin bulunduğu ailelerde, kızlara bu hüner kazandırılırdı. Kadın, bir sanatkâr gibi aile yuvasını büyük bir hünerle inşa ederdi. Deyim yerinde ise, ev hanımlığı bir meslekti.

})(jQuery)