to top

Bizim Hikayemiz

Merhabalar,

Ben ikizlerimiz Ömer ve Faruk’un annesi Şahika :)

Bu kelimeyi yazmak bile garip geliyor. Bebeklerim daha 43 günlük. (Bu yazıyı yazarken o kadarlardı, şimdi 5 aylık oldular:) Yayınlamak için yeni fırsat buldum..)

Yaşadığım hisleri ve hazırlık sürecimi anlatmak istedim.

Evet ben bir (hatta iki:) ) tüp bebek annesiyim. 3. Tüp bebek denememizde ikizlerimize kavuştuk. Ondan öncesinde 11 yıl çocuk sahibi olamamıştık. O psikolojiyi çok iyi bilirim. Birisi yanınızda hamileyim dese gözleriniz dolar ama belli etmemeye çalışırsınız. Başkasının bebeğini severken bile içiniz titrer. Her şey Allahtan.. O vermek istemeseydi istek vermezdi.. Çok şükür dualarımız kabul oldu.

Hatta ikizlerim olduğunu öğrenenler bana mesajlar yazdılar, uzun süredir evli olduğumuzu bilip çocuk sahibi olamadığımızı hissetmiş bize dualar etmişlerdi.. Yüz yüze tanışmadığımız bir sürü güzel kalpli insan ya doğumununda ya da Kabe-i şerife gittiklerinde bize dua etmişler.. Ee ne demişler, kimin duası kabul olur bilinmez. Allahü teala hepsinden razı olsun..

Diyeceğim odur ki, ben bu günlüğü “bakın hamile kaldım bunu yaptım” demek için tutmuyorum. Tüp bebek sürecimde hep pozitif hikayeler okudum. Başkalarının başarılı denemeleri bana umut oldu. Veren Allahü teala elbette, bizler sebeplere yapışıyoruz sadece. İstedim ki bu süreçleri yaşayan biri olarak belki ben de birilerine umut olurum.

İkinci sebep de ikizlere hazırlık yaparken çok fazla kaynak bulamamak.. Bebek arabası, puseti hatta beşiği seçerken bile alternatif olmadığını gördük. Misal hastane çıkışı alacaksınız ama iki tane aynısı yok! Ya da iki tane alacağınız için çok pahalı :D Belki üreticiler sesimizi duyar da ikiz annelerine kolaylık sağlarlar..

Hadi bakalım, ikizlerin maceraları nasıl başladı?

Tüp Bebek Sürecimiz

Eğer 10 yıllık evliyseniz ve çocuğunuz yoksa çevrenizden şu sözleri sıkça duyuyorsunuz;

–  tedavi olun

– tedavi olsanız ya

– Bilmem kim şu doktora gitmiş siz de gidin!

Halbuki siz çoktan doktora gitmiş, tedavi sürecine başlamış, göbeğinizden iğneler yapıyorsunuzdur. Gözyaşlarınızı içinize akıtıp tabi tabi deyip geçersiniz. Bu süreçte en büyük destekçiniz eşinizdir.. Ona sarılın bol bol ve sadece onunla dertleşin. Çünkü kimse sizi anlamayacak.

Süreç herkes için farklı işliyor olabilir, tedavi sürecinden ve kullandığım ilaçlardan bahsetmeyeceğim. Sadece şunu söyleyeyim, belki bu yollardan geçenlere umut olur. Çünkü ben tedavi süreçlerimde hep başkalarının başarılı tüp bebek deneyimlerini okudum. Bana hep umut oldular. Ben de 3 başarısız aşılama ve 2 başarısız tüp bebek denemesinden sonra 3. Tüp bebek denememizde kalan son 2 dondurulmuş embriyo ile hamile kaldım..

Ben internette çok aramışımdır bebeğin tutunmasını sağlayan yiyecekler diye. Ama malesef öyle bir yiyecek yok.. Bol bol su içmelisiniz, hücreler su içtiğimizde yenileniyormuş ve protein ağırlıklı besleneceksiniz. Misal her gün 1 yumurta yemeniz şart. Onun dışında kabak çekirdeği ve ananas da tükettim ama çok fazla değil..

Pozizif Testi Beklerken

3. tüp bebek denememiz artık bizim için yorucu bir maratonun sonu gibiydi. Sonucunu düşünemiyordum bile, ama maddi ve manevi çok yorulmuştuk..

Tedaviye başlamadan önce doktorum histereskopi yapacağını söyledi. Bu işlemle rahme çizik atılıyormuş ve embriyonun rahme tutunması kolaylaşıyormuş. (Daha sonra doğumda başıma işler açacaktı bu işlem ama onu sonra anlatacağım..) Küçük bir operasyon ama bayıltılarak yapılıyor. Benim operasyona girdiğim gün babam da safra kesesinden ameliyat oldu. Bu da böyle bir anımızdır : )

Bütün süreçleri atlattık, elimizde kalan 2 dondurulmuş embriyomuzu aldık ve 12 günlük bekleme sürecine girdik… Bu süreçte negatif hiçbir şey düşünmemeye çalıştım. Hatta transfer günü sanki okuldan çocuklarımızı almaya gidiyormuş gibi bir hisle gittim.

Evet bekleme sürecinde gerildiğim de oldu, ağladım da.. Bol bol dua ettim, içimden nasıl geliyorsa öyle davrandım. Ağlamak istediğimde ağladım, bağırdım çağırdım ama hep pozitif düşündüm.

12 gün boyunca yatmadım tabii. Her gün evimize çok yakın olan sağlık ocağına gidip progestan iğnemi yaptırdım. Hem hava aldım hem yürüyüş yapmış oldum. Giderken hep iyi şeyler düşündüm. Bir gün o yollardan inşallah bebeklerim ile geçeceğimi hayal ettim. Sağlık ocağındaki hemşireler canımı sıksa da bir gün bebeklerimi oraya aşıya götüreceğimi hayal ettim.

Ev işi, yemek dahil hiçbir iş yapmadım. Sağolsun eşim ve ablası bu konuda bana çok destek oldular. Sürekli yatmak çok sıkıcıdır. O günleri en sevdiğim kitabı okuyarak ve her gün bir Harry Potter bölümü izleyerek geçirdim. Yani neyi seviyorsam onu yaptım. Beni mutlu eden şeyleri.. Test gününü hiç düşünmedim. Kötüyü aklıma getirmemeye çalıştım.

Bebeklerin tutunmasına etkisi var mıdır bilmem ama transferden önce beslenmeme çok dikkat etmeye başladım. Günde 1 dilim ananas ve kabak çekirdeği yedim. Transferden sonra da beslenmeme çok dikkat ettim. Hep protein ağırlıklı beslendim. Doktorum hamile beslenmesi gibi olacak dediği için bakliyatlar ve ete önem verdim. Bol bol mercimek çorbası içtim, nohut ve kuru fasulye yedim. Çiğ et ve şarküteriden uzak durdum.

Belirtilere gelince, transferden sonra pek bir şey hissetmedim. Ne karın ağrım vardı ne de sızım.

Çok net hatırlamıyorum ama 6 ya da 7.gündü lekelenmem oldu. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Ama bunun bir işaret olabileceği aklıma geldi. Çünkü diğer tedavilerimde hiç olmamıştı. Ertesi gün aynı şeyi tekrar yaşadım. Bu da belki ikinci embriyonun tutunduğuna işaretti.. hemen o gün bir fotoğraf çektim. İleride ikizlere gösteririm diye belki de kim bilir : )

Günler harry potter serisi izleyerek bol dinlenmeli ve dualarla geçti..

Test günü sabahı, pırıl pırıl bir gündü. Dilimizde dualar (zaten o dualar hürmetine oldu ne olduysa..) Altunizadedeki merkezin yolunu tuttuk. Ben sanki dünyada değildim. Garip bir hal vardı üstümde.

Kan verdim, karnımız da aç.. Merkezin karşısındaki kafeye gittik.. Eşim ve ben kendimize bir tost söyledik. 1 saatlik bekleme süresi başladı..

Süre dolduğunda ayaklarım titreyerek merkeze gittik. Her zaman beklediğimiz o camın önünde fotoğraf çekindik. Belki de bu son iki kişilik fotoğrafımızdır diye.

Ayla hemşire ismimi söyleyince gittik, hemşiremin yüzü gülüyordu. “Bak yüzün gülüyor bana güzel haberler vereceksin değil mi?” dedim o da “eveet” deyince ben ağlamaya başladım:’) Sonra doktoruma döndüm, “Eve Şahika hamilesin ama bhcg değerin biraz düşük. 2 gün sonra testi tekrarlamalıyız” deyince sevinsem mi üzülsem mi bilemedim… Bir yanımız pozitif testten dolayı sevinçli diğer yanımız değer düşük diye hüzünlü merkezden ayrıldık…

Köprüden geçerken anneme telefon etmiştik ben ağlamaktan konuşamıyordum test sonucunun pozitif olduğunu eşim haber verebildi..

Test sonucunun düşük olması ikiz bebek ihtimalini düşürüyordu. Ben de onun için üzülüyordum.. İkiz bebeklerim olmasını çok istiyordum.

Hafta sonu olduğunda eşimin ablası bize yardıma gelmişti. Sonucu düşük olup sonradan yükselen bir arkadaşını aradı. O da üzülmememiz gerektiğini değerin bir kaç gün sonra yükselebileceğini söyledi. İçime umut doldu bu konuşmadan sonra. Hala unutamam. Ayşegül’e buradan da teşekkür edeyim :)

Bir kaç gün sonra testi tekrarladığımızda yükselmiş ama doktorun istediği değeri bulmamıştı. Doktorum dış gebelikten şüphelenmeye başladı.. Bir test daha yapacaktık eğer değer düşük çıkarsa ve kese görünmezse bir iğne yapacağını ve gebeliği sonlandıracağını söyledi. Yine dualarla döndük evimize.. Beklemek artık çok zordu.

Son test günümüzde artık keseyi de görmemiz gerekiyordu. Neredeyse 5 haftalık olmuştu..

Test için kan verdim, bekleme sürecine girdik.. Bizim gibi bekleyen bir çok insanla..

Doktorun odasına girdiğimde değerimin üç katına çıktığını söyledi:) Ama hala çok yüksek değildi.. Kese görünmezse bir iğne ile gebeliği sonlandıracaktı. Orada kalbimin durmadığına şükretmeliyim.

Ayaklarım titreyerek hazırlandım..

Ve sonuç..

İki kese ay gibi parlıyordu :) Ağladım, ağladık..

Sırada kalp atışını duymak vardı. Bu kalp nasıl dayandı? Sonucunun güzel olmasını dileyerek ve dualarla..

Bazen bebeklerin kalp atışları 6. haftada bazısı da 8. haftada duyulurmuş. Biz 5 ya da 6. haftada gittik. O anı tarif etmem mümkün değil. Yine bacaklarım titreyerek hazırlandım. Çünkü sabah baktığımda hafif kanamam vardı. Doktor bir şey olmaz normal diyordu..

Ve işte o küçücük noktanın kalp atışı… Allahım ne kadar büyüksün.. Ardından ikincisi. Öyle bir atıyor ki, at koşturuyor sanki. Yine göz yaşı.. Bundan sonraki kontrol 1 ay sonra dedi doktorum.

  • Ne, ben nasıl beklerim o kadar.. dedim.

Bekleyemedik :)

Şahika

Tasarlar, çizer, boyar..

  • Seyyah hatun

    Canım gözlerim dolarak okudum inan. Rabbim isteyen herkese hayırla nasip etsin. Allah yavrularını yavrularımızı bize bağışlasın. 😭😭😭😭
    Sen hep yaz İnşaAllah vakit buldukça. 😘🤗

    06 Nisan 2018 at 09:58
  • Çağrı Mustafa ALKAN

    Yüzüm gülerek, içim mutlulukla dolarak okudum yazınızı. Umarım çok güzel bir biçimde büyüdüklerini, memlekete ve insanlığa faydalı birer birey olduklarını da görürsünüz. Bu arada beşikleri çok güzel :)

    11 Nisan 2018 at 12:48
  • http://papatyaprenses.com/

    Ben bu yazıyı okuyup da ağlamaktan yorum yazamamıştım <3

    Çok şükür, bin şükür bugünlere. Rabbim ayaklarına taş değdirmesin, daima hayırlı günlerini göstersin inşallah. Vatana millete hayırlı evlat olsunlar, iki dünyada yüz akınız olsunlar inşallah.

    Sağlıklı, uzun ömürler..

    25 Mayıs 2018 at 13:39

Bir Cevap Yazın

})(jQuery)
Önceki yazıyı okuyun:
Neden L-karnitin kullanmalıyım?

L-karnitin takviyesi kullanmaya ihtiyacınız var mı? Kuşkusuz L-karnitin eksikliği ile tanımlanan, genellikle taşıyıcı sorunları (L-karnitinin hücrelere taşınma veya diyetten emilme...

Kapat